|
28. Uluslararası İstanbul Film Festivali 4-19 Nisan 2009'da Düzenleniyor
Film Ekibi
İstanbul Film Festivali’nin programında bu yıl, 2008 ve 2009’un dikkat çeken yapıtlarının yanı sıra dünya festivallerinden ödüllerle dönen eserler, unutulmayan klasik filmler ve sinema tarihinin usta yönetmenlerinin başyapıtlarından seçmeler yer alıyor. Festivalde 20’ye yakın bölümde 150’yi aşkın film gösterilecek. Bu sene yeni bölümleriyle de dikkat çeken festivalde, her yıl olduğu gibi ünlü konuklar ve usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, ustalık sınıfları, konserler gibi birçok yan etkinlik gerçekleştirilecek.
28. ULUSLARARASI İSTANBUL FİLM FESTİVALİ SİNEMA ONUR ÖDÜLLERİ
Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin bu yılki Sinema Onur Ödülleri, Türk sinemasına yıllar boyu emek vermiş üç değerli sanatçıya takdim edilecek:
• Yazdığı sözlük, ansiklopedi ve tarih kitaplarıyla Türk sinemasını “kayda geçiren” eleştirmen, arşivci Agâh Özgüç;
• Filmleriyle özellikle seksenli yıllarda kadın özgürleşme hareketinin simgesi olmuş, usta oyuncu Hale Soygazi;
• İlk filmi “Son Kuşlar”dan “72. Koğuş”a kadar çizgi üstü filmlerle toplumsal gerçekçiliği romantizmle harmanlayan usta yönetmen Erdoğan Tokatlı.
3 Nisan Cuma akşamı yapılacak olan İstanbul Film Festivali Açılış Töreni’nde ödülleri takdim edilecek sanatçılardan Hale Soygazi ve Erdoğan Tokatlı’nın festival programında birer filmleri de yer alıyor.
GALALAR: NEW YORK, I LOVE YOU; aralarında Fatih Akın, Yvan Attal, Scarlett Johansson, Mira Nair ve Natalie Portman gibi isimlerin bulunduğu, dünyanın dört bir köşesinden on iki yönetmenin New York üzerine çektiği kısa filmlerden oluşuyor. Stephan Elliot’dan EASY VIRTUE. Ed Harris’in senaryosunu yazdığı, yapımcılığını üstlendiği ve yönettiği APPALOOSA.
ÖZEL GÖSTERİM: TÜRK KLASİKLERİ YENİDEN: Festival kapsamında gerçekleşecek özel gösterimde Ö. Lütfi Akad’ın 1949 tarihli filmi VURUN KAHPEYE restore edilmiş kopyasıyla izleyici karşısına çıkacak.
Ulusal Yarışma’da Altın Lale ve Yeni Ödüller
Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Altın Lale Ödülü bu yıldan itibaren, sadece Uluslararası Yarışma kapsamında değil, Ulusal Yarışma kapsamında da verilecek. Her iki yarışmanın jürilerinin seçeceği en iyi filmlere, Uluslararası Yarışma Altın Lale ödülü ve Ulusal Yarışma Altın Lale Ödülü takdim edilecek.
Ulusal Yarışma kapsamında, uzun metrajlı kurmaca filmlerin yanı sıra bu yıl ilk defa belgesel ve animasyon filmlerinin başvuruları da değerlendiriliyor. Yönetmelikte yapılan değişikliklerle daha da renklenen Ulusal Yarışma’da bu yıldan itibaren daha çok kategoride ödül verilecek. Geçen yıllarda verilen En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu ve FIPRESCI ödüllerinin yanı sıra, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Müzik kategorilerinde de Altın Lale ödülleri sahiplerini bekliyor.
İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışması’nda geçtiğimiz yıllarda verilen En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın ve Erkek Oyuncu ödüllerine bu yıl En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni ve En İyi Müzik ödülleri eklendi.
28. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma jürisinin başkanlığını bu yıl ünlü sinemacı ve video sanatçısı Kutluğ Ataman üstleniyor. Diğer jüri üyeleri ise yazar Ayşe Kulin, yapımcı Zeynep Özbatur, Saraybosna Film Festivali Genel Yönetmeni Mirsad Purivatra ve oyuncu Bennu Yıldırımlar.
Uluslararası Yarışma
28. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde Altın Lale için, sinema çevreleri arasında ses getiren, birbirinden etkileyici 12 film yarışacak. Uluslararası Yarışma’ya yalnızca sanat ve sanatçı üzerine olan filmler ya da edebiyat uyarlamaları katılabiliyor.
Bu yıl yarışan 12 film arasında Bulgar yönetmen Javor Gardev’in, Moskova Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazandıran ilk filmi ZIFT yer alıyor. Bulgaristan’ın Oscar adayı olan ZIFT, 1940’ların kara filmlerini andıran heyecanlı bir polisiye.
Dominique Abel, Fiona Gordon ve Bruno Romy’nin ortaklaşa yazıp yönettiği RUMBA adlı film minimum diyalogları, son derece stilize tarzı ve hareketli müzikleriyle seyredenleri dansa davet ediyor. Jacques Tati’yi anımsatan filmin başrollerinde ise yine yönetmenlerin kendileri rol alıyor.
Steve Jacobs’ın Nobel ödüllü yazar J.M. Coetzee’nin romanından beyazperdeye uyarladığı DISGRACE de Altın Lale için yarışacak filmler arasında. Toronto Film Festivali’nde Eleştirmenler Birliği FIPRESCI Ödülü alan filmin başrolünde, Güney Afrikalı bir edebiyat profesörünü canlandıran John Malkovich’in performansı görülmeye değer.
AVRUPA KONSEYİ SİNEMA ÖDÜLÜ FACE
Avrupa Konseyi işbirliğiyle iki yıl önce tüm Avrupa’da sadece Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında verilmeye başlayan Avrupa Konseyi Sinema Ödülü (FACE – Council of Europe Film Award) bu yıl da Sinemada İnsan Hakları bölümünde yer alan filmlerden birine verilecek. Kazanan filmin yönetmenine festivalin Kapanış Töreni’nde Avrupa Konseyi’nden bir yetkili tarafından FACE ödül heykelciği ve 10.000 Avro’luk para ödülü verilecek.
“Sinema’da İnsan Hakları” bölümünde FACE ödülü için yarışacak 10 film arasında, Hırvat yönetmen Goran Rusinovic’in psikolojik gerilim filmi BUİCK RİVİERA da yer alıyor. Adını 1970’lerin ünlü Amerikan arabasından alan film, Nuri Bilge Ceylan’ın jüri başkanı olduğu 2008 Saraybosna Film Festivali’nde En İyi Film ve FIPRESCI ödüllerini kazanmıştı.
2003’te “Osama” ile büyük ilgi çeken Afgan yönetmen Siddiq Barmak’ın ikinci uzun metrajlı filmi OPIUM WAR ile Liberyalı gerçek çocuk askerlerden oluşan oyuncu kadrosuyla dikkatleri üzerine toplayan ve Cannes’da Umut Ödülü kazanan, Jean-Stéphane Sauvaire’in nefes kesen filmi JOHNNY MAD DOG bölümün diğer merak edilen filmlerinden.
Birleşmiş Milletler’in dünyada sefaletin sona erdirilmesi yolunda belirlediği sekiz kalkınma hedefinin farklı yönetmenler gözünden işlendiği 8 ise “Sinemada İnsan Hakları” bölümü kapsamında yarışma dışı olarak gösterilecek. Filmde yer alan sekiz kısa filmin her biri sinema dünyasının ünlü bir ismin elinden çıkma: Jane Campion, Gael García Bernal, Jan Kounen, Mira Nair, Gaspar Noé, Abderrahmane Sissako, Gus Van Sant ve Wim Wenders.
Avrupa Konseyi Sinema Ödülü için Sinemada İnsan Hakları bölümünde Türkiye’yi, SONBAHAR filmiyle Özcan Alper temsil ediyor.
FESTİVALDE YENİ BÖLÜMLER
• GÜMÜŞ ÜLKE ALTIN SİNEMA: ARJANTİN
Festival programında bu yıl da yeni bölümler var: Festival takipçilerinin ilgi göstereceği bölümlerden ilki, beş filmle son yıllarda büyük çıkış yapan Arjantin sinemasının derinliklerine iniyor. “Bataklık” ve “Küçük Azize” ile sinemaseverlerin yakından tanıdığı Lucrecia Martel’in son filmi THE HEADLESS WOMAN bölümün öne çıkan filmlerinden… Başrolde geçen sene Festivalde Altın Lale için yarışan “XXY”nin büyük beğeni toplayan genç oyuncusu Ines Efron oynuyor.
Arjantin sinemasının genç yeteneklerinden Pablo Trapero’nun Lima Latin Amerikan Filmleri Festivali’nde En İyi Senaryo, En İyi Görüntü ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini kazanan ve 2008’de Cannes’da Altın palmiye için yarışan filmi LION’S DEN ise kadınlar hapishanesine düşen bir kadının kendisi ve çocuğu için verdiği mücadeleyi konu alıyor.
• POLİTİKA TEKERRÜRDEN İBARETTİR
Festivalin özel bölümlerinden biri de, yakın dönem siyasi olay ve kişiliklerden yola çıkarak, politikanın yıllara meydan okuyarak baki kalan, çağlar boyu nesilleri, toplumları ve ülkeleri şekillendiren bir kavram oluşunu sorguluyor.
Uli Edel’in Almanya tarihinin en tartışmalı dönemlerinden birini konu eden filmi THE BAADER MEINHOF COMPLEX, ideolojiyle şiddetin buluştuğu filmlerden. Stefan Aust'un çok satan kitabından “Çöküş” ve “Parfüm”ün yaratıcıları tarafından uyarlanan bu yapıt, şimdiye kadar çekilmiş en pahalı Alman filmi olma özelliğini de taşıyor. Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adayı olan bu nefes kesen filmin başrollerinde Martina Gedeck ve Moritz Bleibtreu var.
Paolo Sorrentino’nun Cannes’da Jüri Özel Ödülü’nü alan politik filmi IL DIVO, İtalyan tarihinde iz bırakan politikacılardan Giulio Andreotti’nin hayatının 40 yılını mercek altına alıyor. Yedi kez başbakanlık görevine getirildikten sonra mafyayla ilişkisi olduğu ortaya çıkan Andreotti’yi sinemaseverlerin “Gomorra” filmiyle tanıdığı Toni Servillo canlandırıyor.
2007’de İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülü’nü alan Gus Van Sant’ın son filmi MILK, En İyi Yönetmen ve En İyi Film de dahil olmak üzere tam sekiz dalda Oscar adayı oldu. Suikast sonucu öldürülen eşcinsel politikacı Harvey Milk’i canlandıran Sean Penn’in yanı sıra filmde Emile Hirsch, Diego Luna ve James Franco da rol alıyor.
• ASİLER, AZİZLER, ÂŞIKLAR
“Tarihte iz bırakanlar, hep asiler, azizler ya da âşıklar oldu. Sinemanın en tanınmış, en unutulmaz kahramanları da çoğu zaman tarihin bu en parlak kişiliklerinden alınan ilhamla yaratıldılar”
Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde bu yıl, sinemanın hayalî ya da gerçek ilham kaynaklarına adanmış özel bir bölüm yer alıyor. Harvard Üniversitesi’nde Tarih Profesörü Cemal Kafadar küratörlüğünde düzenlen “Asiler, Azizler ve Âşıklar” başlıklı bu bölümde 12 film gösterilecek.
Tarihin belki de en çok tanınan azizesi Jan Dark’ın son saatlerini Carl Th. Dreyer’in kamerasından anlatan JAN DARK’IN TUTKUSU / LA PASSION DE JEANNE D’ARC, bölümün ilginç filmleri arasında. 1928 yapımı bu sessiz filmin bütününü içeren tek kopyası 1980 yılında bulunmuştu. Özgün kamera kullanımı, yakın plan çekimleri ve çarpıcı kadrajlarıyla Jan Dark’ın Tutkusu’nu beyazperdede büyük ekranda izlemek sinemaseverler için kaçırılmayacak bir fırsat.
Wachowski biraderlerin yapımcılığını üstlendiği, James McTeigue’ın ise aynı adlı çizgi romandan uyarlayarak yönetmenliğini üstlendiği V FOR VENDETTA, geleceğin baskı altındaki Britanya'sında faşist yönetime karşı gelen anarşist kahraman “V”nin hikâyesini anlatıyor. 2005 yapımı film, daha şimdiden kült statüsüne ulaştı.
Gürcü yönetmen Sergey Paradjanov’un 1989’da İstanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü de kazanan ve Azeri kültürünü bir halk ozanı üzerinden anlatan “eksantrik bir peri masalı” havasındaki filmi AŞIK GARİP de bu özel bölümde gösterilecek.
FESTİVALİN VAZGEÇİLMEZLERİ
• Dünya Festivallerinden
İstanbul Film Festivali’nin artik gelenekselleşen bölümü “Dünya Festivallerinden”, Festival izleyicisine tanınmış yönetmenlerin çoğu ödüllü son eserlerinden konuları ve tarzlarıyla ses getiren 20 film sunuyor.
Bu seçkin filmler arasında Olivier Assayas’ın bugüne kadar çektiği en iyi film olarak değerlendirilen ve başrolünde Juliette Binoche’un oynadığı L’HEURE D’ETE / SUMMER HOURS ile Kanadalı yönetmen Atom Egoyan’ın Cannes’da Altın Palmiye için yarışan filmi ADORATION öne çıkıyor.
Avusturya’nın önemli yönetmenlerinden Götz Spielmann’ın geçen yıl Berlin Film Festivali’nde üç ödül birden kazanan psikolojik dramı REVANCHE da bu bölümde yer alıyor… Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adayı olan film iki sevgili ve onların yoluna çıkan bir polisle karısının sıra dışı hikayesini anlatıyor.
İngiliz yönetmen Shane Meadows’un son filmi SOMERS TOWN Edinburgh Film Festivali’nde En İyi İngiliz Filmi ve Tribeca’da En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini aldı. Yönetmenin festivalde de gösterilen 2006 yapımı filmi “This is England / İşte İngiltere Bu”da da beraber çalıştığı genç oyuncu Thomas Turgoose bu filmdeki performansıyla eleştirmenler ve sinema seyircisinden tam not aldı.
Geçen yıl Festivalde gösterilen “Aşk Şarkıları” adlı filmi ile herkesin gönlünü fetheden Christophe Honoré’nin son filmi LA BELLE PERSONNE / THE BEAUTIFUL PERSON lisede geçen bir aşk hikâyesi. Başrolünde yine Louis Garrel’in oynadığı film Madame de Lafayette’in “La Princesse de Clèves” adlı romanından uyarlandı.
Antonio Luigi Grimaldi’nin yönettiği CAOS CALMO / QUIET CHAOS İtalyan sinemasının Oscarı sayılan üç David de Donatello ödülünün yanı sıra Chicago Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü aldı. Filmin başrolünde ünlü İtalyan yönetmen Nanni Moretti var. Nanni Moretti 2002 yılında İstanbul Film Festivali’nin konuğu olmuş ve festivalin Sinema Onur Ödülü’nü almıştı.
Almanya’nın en önemli sinemacılarından Doris Dörrie’nin, Yasujiro Ozu’nun Tokyo Hikayesi’ne saygı duruşu niteliğindeki filmi CHERRY BLOSSOMS, yaşam, ölüm, sevgi, kaybetmek ve hayallerin peşinden gitmek üzerine. Filmin başrolünde, 2001 yılında İstanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazanan Hannelore Elsner var.
• Genç Ustalar
Bu yıl üçüncü kez Colin’s sponsorluğunda gerçekleştirilecek “Genç Ustalar” bölümünde sinema dünyasına henüz adımını atmış olmasına rağmen geçtiğimiz yıl kendilerinden çok bahsettiren 10 başarılı genç yönetmenin filmi yer alıyor. Finli genç yönetmen Jukka-Pekka Valkeapää’nın Tarkovski’den esintiler taşıyan uzun metrajlı ilk filmi THE VISITOR, dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptı.
Sundance’de Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen Koreli genç kadın yönetmen So Yong-Kim, ikinci filmi TREELESS MOUNTAIN ile Pusan’da Netpac, Dubai’de En İyi Film ödüllerini aldı. Film, Avrupa prömiyerini Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yaptı.
Belçikalı genç yönetmen Bouli Lanners’in uzun metrajlı ikinci filmi ELDORADO gerçek bir olaydan esinlenen absürd bir komedi-dram. Laurel ile Hardy misali işe yaramaz ve tek başına yaşayan iki kişinin hikâyesini anlatan film 2008’de Cannes’da FIPRESCI Ödülü, Genç Bakış Ödülü ve Avrupa Sinemaları Ödülleri’nin de sahibi olurken Belçika’nın Oscar adayı da oldu.
Kısa filmleriyle tanınan Romanyalı genç yönetmen Adrian Sitaru’nun uzun metrajlı ilk filmi HOOKED, Polanski’nin Sudaki Bıçak’ını anımsatan bir psikolojik gerilim. Filmin her iki kadın oyuncusu da Selanik Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini alırken, Gümüş İskender Ödülü’nü de yönetmen Sitaru aldı.
• Mayınlı Bölge’ye Dikkat!
Çok yönlü sanatçı Takeshi Kitano, başrolünde oynayıp kendini yönettiği son filmi ACHILLES AND THE TORTOISE ile bir kez daha festivalin konuklarından. İsmini Antik Çağ Yunan düşünürlerinden Elealı Zenon'un en bilinen paradoksundan alan film otobiyografik öğeler taşıyan sürükleyici bir dram.
Festivalde 2006 yılında “Sangre / Kan” ile izleyicileri şoke eden yönetmen Amat Escalante’nin son filmi LOS BASTARDOS, Mayınlı Bölge’nin heyecanla beklenen filmlerinden olacak. Film, son derece çarpıcı başlangıcı ve acımasızca gerçekçi sonuyla Cannes Film Festivali’nde büyük tartışma yarattı.
Patrick Mario Bernard ile Pierre Trividic’in ikinci uzun metrajlı çalışması L’AUTRE / THE OTHER ONE bir roman uyarlaması. Başroldeki Dominique Blanc, mükemmel yorumuyla Venedik Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nün sahibi oldu.
• Geceyarısı Sinemasına Devam…
İstanbul Film Festivali’nin “Geceyarısı” filmleri, cuma geceleri Beyoğlu ve cumartesi geceleri Atlas sinemasında saat 24.00’te gösterilecek.
Yönetmen Hong-jin Na’nın Kore’de gerçek bir seri katilden esinlenerek perdeye aktardığı filmi THE CHASER, kanlı sahnelerine rağmen topluma ve düzene karşı getirdiği eleştirilerle ülkesinde gişe rekorları kırdı. Hollywood’lu yapımcıların filmin çekim haklarını çoktan aldığını ve çalışmalara başladığını belirtelim…
“London to Brighton” adlı dramıyla büyük bir hayran kitlesi edinen Paul Andrew Williams son filmi THE COTTAGE ile korku-gerilim türüne sağlam bir doz komedi ekleyerek yine hayranlarını mutlu etti.
Tribeca, Kopenhag, Göteborg’da ödüllere boğulan, Newsweek, New York Post ve Roger Ebert’in 2008 seçkilerinde yer alan kanlı olduğu kadar tatlı, romantik ve alışılmadık bir vampir filmi: Tomas Alfredson’dan LET THE RIGHT ONE IN.
“The Tracey Fragments / Tracey’nin Yaşamından Kesitler” ve “Queer as Folk” dizileriyle tanınan Kanadalı yönetmen Bruce McDonald’ın son filmi PONTYPOOL, İngilizce dili ile yayılan bir virüsü konu alan avangart bir zombi filmi.
• Yıllara Meydan Okuyanlar
Sinemaseverler, Festivalin dünya sinemasının en saygın yönetmenlerine adanan bu bölümünde bu sene de yıllara meydan okuyan 10 ustanın en son filmlerini izleme fırsatı bulacaklar.
Fransız yönetmen Bertrand Tavernier son filmi IN THE ELECTRIC MIST polisiye/gizem yazarı James Lee Burke’ün romanından uyarlanmış. Dünya prömiyerini Altın Ayı için yarıştığı Berlin Film Festivali’nde yapan filmin başrollerini Tommy Lee Jones, John Goodman ve Peter Sarsgaard gibi ünlü simalar paylaşıyor.
Adı Bergman’la birlikte anılan en önemli İsveçli sinemacılardan Jan Troell’in yedi yıl aradan sonra çektiği ve İsveç’in Oscar adayı olan filmi EVERLASTING MOMENTS ile Polonya’nın en önemli yönetmenlerinden, festival için İstanbul’a gelecek olan Jerzy Skolimowski’nin on yedi yıl aradan sonra çektiği ilk filmi FOUR NIGHTS WITH ANNA bölümün diğer filmlerinden.
Berlin Film Festivali’nde Onursal Altın Ayı’yı alan Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda’nın son filmi TATARAK da bu yıl Şubat ayında bu kez Altın Ayı için yarıştı.
Lirik filmleriyle tanınan Terence Davies, sekiz yıl aradan sonra bir belgesele imza attı; OF TIME AND THE CITY’de doğduğu şehir olan Liverpool’un yıllar boyunca dönüşümünü arşiv görüntüleri ve pop müzik aracılığıyla anlattı.
• Belgesel Kuşağı
Kanadalı folk, country ve rock efsanesi Neil Young’ın hikayesini anlatan NEIL YOUNG TRUNK SHOW’un yönetmeni, “Kuzuların Sessizliği” ve en son Anne Hathaway’in En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildiği “Rachel Evleniyor” filmiyle tanınan Jonathan Demme.
Oscar’a aday gösterilen belgeselci Brett Morgen bu sefer kamerasını Amerikan tarihindeki bir milat noktası sayılan Şikago 8 davasına çeviriyor. CHICAGO 10, 1968’de Demokrat Parti kongresi sonrasında gerçekleşen protestoları ve açılan davayı arşiv görüntüleri, canlandırmalar ve animasyonlarla perdeye taşıyor. Black Sabbath, Rage Against the Machine, Beastie Boys ve Eminem gibi sanatçıların müzikleriyle de dikkat çeken film Chicago Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülü’nü kazandı.
Amerikalı yönetmen Elizabeth Chai Vasarhelyi’nin önde gelen Afrikalı müzisyenlerden, insan hakları savunucusu Youssou N’dour’un hayatını anlattığı belgeseli YOUSSOU NDOUR: I BRING WHAT I LOVE İslamiyet’e adadığı son albümünden sonra kâfirlikle suçlanan N’Dour’un yaşadıklarını anlatılıyor.
Katrina Kasırgası’nın tam ortasında, yeni aldığı video kamerasını komşularına ve yükselen sulara çeviren bir kadının yaşadıkları, En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday gösterilen TROUBLE THE WATER’da anlatılıyor. Filmi yönetmenleri Carl Deal ve Tia Lessin.
“Super Size Me / Şişir Beni” ile hamburger dünyasının sırlarını ifşa eden Morgan Spurlock, WHERE IN THE WORLD IS OSAMA BIN LADEN filmiyle bu kez dünyanın en tanınmış teröristinin peşine düşüyor. Melbourne Film Festivali’nde En Beğenilen Belgesel ödülü alan film, Fas’tan İsrail’e oradan da Afganistan’a kadar Ortadoğu ülkelerini röportajlar ve görüşmelerle Bin Laden’in izini sürüyor.
• Canlandırma Sineması
İstanbul Film Festivali’nin geleneksel bölümlerinden biri olan Canlandırma Sineması’nın bu yılki konuğu, Nike, United Airlines, Mercedes-Benz gibi birçok firmanın reklâm filmlerinden, New York Times, Vogue, Vanity Fair’deki illüstrasyonlara ve Rolling Stone dergilerindeki karikatürlere kadar beğenilen birçok işe imza atmış olan, dünyaca ünlü Bill Plympton. Festivalde, Bill Plympton’ın tekniğinden ziyade orijinalliği, gerçeküstü mizah anlayışı ve geniş hayal gücüyle kitlelerin hayranlığını kazanan beş uzun metrajlı canlandırma filmi gösterilecek. Bill Plympton ayrıca festivale konuk olarak İstanbul’a da geliyor.
USTALARA SAYGI
• RAYMOND DEPARDON
İstanbul Film Festivali kapsamında fotoğrafçı, muhabir, sinemacı ve dünyanın en iyi belgeselcilerinden Raymond Depardon’un 2008 yapımı son filmi LA VIE MODERNE’nin de aralarında olduğu filmleri izleyicilerle buluşacak. Ünlü Gamma fotoğraf ajansının kurucularından, Magnum ajansının ortaklarından, Pulitzer ödüllü Depardon, 1960’lardan bu yana, Vietnam’dan Berlin Duvarı’nın yıkılışına, iç savaşlardan devrimlere tanıklık ettiği tüm olayları sinemaya aktarıyor.
• ELİA KAZAN 100 YAŞINDA
İstanbul Film Festivali, tiyatro ve sinemada yönetmenlik, senaryo yazarlığı, roman yazarlığı gibi birçok alanda başarılarıyla tanınan İstanbul doğumlu Amerikalı yönetmen Elia Kazan’ı yüzüncü doğum yılında anıyor. Rıhtımlar Üzerinde, Cennetin Doğusu, İhtiras Tramvayı, Viva Zapata!, Amerika Amerika gibi filmleriyle tanınan ve iki kez En İyi Yönetmen Oscarına layık görülen Kazan’ın ünlü filmi VIVA ZAPATA festivalde gösterilecek. 1988’de İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale jürisinin başkanlığını yürüten Elia Kazan, 2003’te New York’ta hayatını kaybetmişti.
Festival’de Çocuklara Özel
Son üç yıldır festival programında yer alan Çocuk Filmleri bölümü bu yıl da devam ediyor. Çocuk filmleri festivallerinde izleyicilerden tam not alan, çocukların ve ailelerinin rahatlıkla izleyebileceği filmler, festival boyunca hafta sonları sabah seanslarında Atlas ve Rexx sinemalarında gösterilecek. Filmlere simültane Türkçe seslendirme yapılacak.
Danimarka’dan Thomas Borch Nielsen’in yönettiği SUNSHINE BARRY AND THE DISCO WORMS bu bölümün en eğlenceli filmlerinden. Solucanlarla böceklerden oluşan muhteşem bir oyuncu kadrosu, çılgın, insanı kıpır kıpır oynatan, hareketli, neşeli disko müziği ile kaçırılmayacak bu canlandırma filmin kahramanı ise disko müziğine âşık, dans yarışmasına hazırlanan Barry adında bir solucan.
Kısa Film Yarışması
10 Ekim’de başlayan ve 300’e yakın başvurunun yapıldığı yarışmada ilk üçe giren filmler 8 Nisan Çarşamba günü düzenlenecek törende ödüllerini alacak. .
KÖPRÜDE BULUŞMALAR
Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında düzenlenen ve sinema profesyonellerinden büyük ilgi gören “Köprüde Buluşmalar” seminerlerinin üçüncüsü bu yıl da 15 ve 16 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Geçen yıl ilk defa Türkiye’den uzun metrajlı film projelerine açık olarak düzenlenen Köprüde Buluşmalar Film Projesi Geliştirme Atölyesi’nin ikincisinde de Arte, Eurimages, The Match Factory gibi uluslararası kuruluşlardan gelen temsilciler, proje sahipleriyle finansal plan hazırlama ve profesyonel platformlarda proje sunumu üzerine birebir görüşmeler yapacaklar. Böylece genç Türk sinemasının projelerine ve ortak yapımlara uluslararası finansman sağlanması için ilk adımlar atılmış olacak. Ayrıca birinci seçilen projeye Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 10.000 USD para ödülü verilecek.
Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin bu yılki tanıtım kampanyası HEP Ajans tarafından hazırlandı.
Biletler
İstanbul Film Festivali Biletleri 21 Mart’ta Satışa Çıkıyor.
İstanbul Film Festivali geçen yıl başlattığı indirimli fiyat uygulamasını bu yıl da devam ettiriyor ve bilet fiyatlarında bir artış yapmadan geçen seneki fiyatlarla devam ediyor
28. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde bilet fiyatları tam 10 YTL; öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için ise 7 YTL olacak.
Hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli bilet uygulaması bu yıl da devam ediyor. Festival boyunca, hafta içi gündüz seansları (11.00 – 13.30 ve 16.00) yalnızca 3,50 YTL olacak. Sinema tutkunlarına ve öğrencilere özellikle tavsiye ederiz.
Akbank Galaları’nın bilet fiyatları ise 15 YTL olarak belirlendi.
Filmlerin gösterim saatleri: 11.00 – 13.30 – 16.00 – 19.00 ve 21.30.
Festival biletleri;
- BİLETİX satış noktaları,
- BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00)
- ww.biletix.com ve
- Emek, Atlas ve Rexx sinemalarında açılacak Ana Gişelerden alınabilecek.
“BitamBiöğrenci” İLE ÇOCUKLARI SANATLA BULUŞTURUN!
İKSV'nin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte geçen yıl hayata geçirdiği “BitamBiöğrenci” projesi devam ediyor. Biletlerinizi satın alırken "BitamBiöğrenci" diyerek zor imkânlarda büyüyen 3 ya da 10 çocuğun da İstanbul Film Festivali’ne katılımını kolayca sağlayabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için: www.bitambiogrenci.org ve www.biletix.com
28. Uluslararası İstanbul Film Festivali ile ilgili ayrıntılı bilgi için: www.iksv.org/film
|